Aziz Altınağızlı Yuhanna’nın Hayatı

JohnChrysostomÖNSÖZ

Kostantiniye Patriği Altınağızlı Aziz Yuhanna 14 Eylül 407 tarihinde ağlayış ve gözyaşı diyarı olan bu fani dünyadan ölümsüzlük ve istirahat diyarına intikal etmiş-tir.

14 Eylül 1907 yılında ise ölümü üzerinden 1500 yıl geçmiştir. Hristiyanlık âlemi mezheplerine göre bu ebedi hatıra anısına bin beş yüzüncü yıl jübile törenleri düzen-leyerek ve Altınağızlı azizin kişiliğini büyüklük ve ölümsüzlük görkemi ile çevrele-miştir. Rusya’nın Kazan şehri Teoloji Fakültesi bu anıyı kutlayan ve düzenlenen törenlerde verilen tezleri ve konferansları özel bir kitapta toplayan Akademi idi.

Dinsel ve tarihsel araştırmalar konusunda öğrenme isteğinde olan gençlerimizin bu rağbetine binaen bizlerde bu alandaki iki makalenin, içerdiği doğru dinsel ve tarihsel gerçekler açısından faydalı olması, edebi ve teolojik dersler ihtiva etmesi nedeniyle Arapça diline tercüme edilip yayınlanması görevini üstlendik.

İlk makale Prof. Tsarifeski’nin olup, okuyucu bu makalede Altınağızlı’nın yaşa-dığı çağdaki yaşam ve çalışma sıkıntılarını bulur. İkincisi ise Prof. Liyonid Bise-rof’a aittir. Bilgiler, bunda da ilk makalede mevcut olan bazı durumların tekrar edildiği yönündedir, oysa Arapça dilini okuyanlar için yeni ve sağlam teolojik fikirler içermektedir.

Bu iki makaleye Prof. Libidev’in <<Rabbin Kardeşleri>> adlı, insanların fikir-lerini meşgul eden dinsel bir sorunun çözümüne uğraştığı ve çeşitli asırlarda araş-tırmalara sebep olan makalesini ilave ediyoruz.

Eğer okuyucu bu makaleler içinde bir fayda ve lezzet bulursa teselli bulacağım.

Altınağızlı Aziz Yuhanna ve Antakya’daki Kilise Hizmeti Tarifeski

Altınağızlı Aziz Yuhanna’nın kilise hizmetleri çağdaşları olan diğer ruhanile- rin hizmetlerinden cevher açısından farklıdır.Bilindiği üzere Altınağızlı’nın yaşa-mının ve hizmetinin büyük bir bölümünü geçirdiği, İsa’dan sonraki dördüncü yüzyılın ikinci yarısı, büyük teolojik mücadelelerin yaşandığı bir asırdır.

Bu asır-da hristiyanlar genellikle yalnız teologlar değil fakat teolojiden ziyade dünyevi bilimlerden habersiz olanlar da ihtilaflı olan dinsel konuların çözümüne ilişkin bilgilenmeyi kendileri için en sevimli iş olarak görürlerdi. İmanın anlatılması ve savunulması ile görevleri icabı sorumlu olan kilise ruhanileri de, dikkatlerini teo-lojik gerçeklere ve sorunlara yönelttiler. Zira hizmetlerinin ilk amacının, yaşadık-ları zamandaki bu teolojik sorunların çözümü olduğunu varsayarlardı.

Hâlbuki Altınağızlı, kendine ayrı bir program tasarladı, o da edebi vaaz idi. O asırda edebi vaazlar dini vaazlar gibi zaruri idi. Zira Antakyalılarda göreceğimiz gibi Hristiyan âlemi, edebi ilkelerden vazgeçip Hristiyanlık dininin esaslarını ih-mal etti ve çirkin işlerin kızgınlığına daldı. Dördüncü asırda, hristiyanların iç ya-şamları putperestlerin yaşamlarına benziyordu. Altınağızlı bu konuda << Hristi-yan topluluklarda gerçek hristiyan bulmak zordu>> diyordu.

Hristiyanların ahlakı ve adetleri ve ahlaki anlayışları esaslı bir reforma muh-taçtı. Altınağızlı, kendini bütünüyle bu hizmete tahsis eden ilk ruhani idi. Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »