Bayram Hazırlığı

ΑΣΚΗΤΑΡΙ  3
Rab’te sevgili evlatlarım orucunuz mübarek olsun.İşte şimdi oruç ve ruhsal mücadeleler zamanıdır.Terennümlerimiz şöyle der; Ellerimi ruhsal mücadelelerinize merhametle bakan yüce Allaha yükseltiyorum.Ve her birinizin gücü yettiği oranda sunacağı oruçlarımızın makbul olmasını diliyorum.Her birimiz mümkün olduğu kadar oruçlarımızı tutalım.Ve örnek olarak azizlere bakalım.İşte Davut Peygamber Mezmurlar da şöyle haykırır;
“Ekmeğimi yemeyi unuttum, etim kemiğim yapıştı…”
Oruçla ilgili bu sözleri duyunca zihnimize takılan soru şu: Neden bütün bu oruçlar? Oruç nedir?
Bununla ilgili yaygın olan çok cevaplar vardır. Bazıları için oruç bedene bir eziyet ve bedenin isyanını söndürmektir. Sanki beden günahkar olan nefsin bir hapishanesidir veya ona eziyet edip ceza vermektir. Gerçekte durum böyle değildir. Beden yalnızca kutsal olmakla kalmayıp aynı zamanda benliğinde Rabbi kutsayandır. Resul Pavlus’un tanımladığı gibi: Beden kutsaldır ve oruçla çok kutsallaşır.
Başkaları için de oruç bağışlanma dilemek için yapılan uygulamalar veya beşeri günahlarımız için Allah’ın merhametini dilemektir. Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »

Αναρτήθηκε στις Ξένες γλώσσες, Türkçe’de. Ετικέτες: . Leave a Comment »

AF PAZARI

exodos protoplastonSütlü gıdalara veda pazarı olarak da adlandırılan Af (Bağışlanma) pazarı, Oruç öncesi dönemin son günü olup Etlere veda pazarından sonraki ve Ortodoksluk pazarından önceki pazardır.

Günün Önemi:

Büyük Oruç döneminden önceki bu son pazar günü ve Ortodoks Hristiyanların geleneksel olarak Paskalya’dan önce sütlü gıda yedikleri son günde Kilise, Adem ve Havva’nın Cennet bahçesinden çıkarılışını anar. Tanrı, Adem ve Havva’ya bahçedeki bir ağacın meyvesini yememelerini emretmiş (Yaratılış 2:16); ancak onlar bu emre itaat etmeyerek insan ırkının ölümün ve çürümenin mirasçısı olmasına yol açmışlardır.

Af pazarında pek çok kişi Büyük Oruç döneminin arifesinde yapılan akşam okumalarına katılır. İmanlılar, oruç ve bağışlanma konularında Rabbin öğretilerini dinlerler ve Tanrı da onları bağışlasın diye (Matta 6:14) birbirlerini affederek oruç dönemine girerler.

Bu pazar gününe ait İncil okumasında da oruçla ilgili öğütler vardır (Matta 6:16-18).

Af Töreni:

Akşam dualarının sonunda papaz, analogion veya ambon denen yerde durur; imanlılar da sırayla gelip günün ikonasına saygı gösterirler ve secde edip «Günahkâr olan beni bağışla» derler. Papaz da secde edip «Tanrı bağışlar, beni bağışla» der. İmanlı da «Tanrı bağışlar» deyip papaz tarafından kutsanır. Bu esnada koro alçak sesle Paskalya Kanonu’nun ilahilerini okur. Papaz tarafından kutsandıktan sonra, imanlılar birbirlerinden de af dilerler. Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »

Αναρτήθηκε στις Ξένες γλώσσες, Türkçe’de. Ετικέτες: . Leave a Comment »

YARGI GÜNÜ PAZARI

image10 (2)1. Mesih,solda Theotokos (Tanrı Doğuran-Meryem Ana) ve sağ tarafında Vaftizci Yahya olmak üzere ortada bir tahtta oturmaktadır. Küçük tahtlarda oturanlar ise havariler olup;solda Aziz Petrus ve sağ tarafta Aziz Pavlus olmak üzere temsil edilmişlerdir.

Tahttan uzayan parşömen tomarları, kuzu ve keçilerin üzerinde olan hükmü beyan ediyor. İmanlılar, Hakim olan Mesih’in  sağından uzayan parşömende yazan şu kelimelerle kabul ediliyor, » Gelin,Babam tarafından kutsanmış olanlar, ve krallığı miras edinin» (v.34). Sol taraftaki parşömen ise kafirleri şu kelimelerle lanetlemektedir, » Benden uzaklaşın sizi lanetliler,hiç sönmeyen ebedi ateşe» (v.41) Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »

Αναρτήθηκε στις Ξένες γλώσσες, Türkçe’de. Ετικέτες: . Leave a Comment »

Kaybolan (Yirik) OĞLAN Haftasi

image01 (9)(savurgan oğlan pazarı)

BİLGİ

Bugünkü İncil okumasında bulunan benzetme aracılığıyla Rabbimiz üç önemli noktanın altını çizmiştir: günahkârların durumu, pişmanlık ve tövbe kuralı, ve Tanrı’nın şefkatinin büyüklüğü. Kilise babaları bu okumayı Ferisi ve Vergi Görevlisinin Pazarından bir hafta sonraki Pazar günü için belirlemişlerdir; öyle ki savurgan oğlun kişiliğinde kendi sefil durumumuzu – Tanrı’dan ve gizemlerinden ayrı kalıp günaha batmak – görerek sonunda akıllanalım ve bu kutsal oruç günlerinde tövbe ile O’na dönmeye acele edelim.

Ayrıca, çok büyük kötülükler yapıp günah işleyenler ve uzun süre günah işlemekte ısrar eden kişiler, kendileri için artık bağışlama olmayacağını düşünüp sıklıkla çaresizliğe kapılmakta ve ümitlerini kaybederek hergün aynı tür ve hatta daha büyük günahlara düşmektedirler. Bu sebeple Kilise babaları, bu tür kişilerin yüreklerindeki ümitsizliği söküp atmak ve onlarda erdem kaynaklı eylem isteği uyadırmak için oruç günlerinin eşiğinde bu benzetmeyi seçmişlerdir. Savurgan Oğul benzetmesi ile Kilise babaları, ümidini kaybeden günahkârlara Tanrı’nın şefkatinin her şeyi aşan iyiliğini göstermek ve ne kadar büyük olursa olsun, Tanrı’nın insanlara olan sevgisi tarafından alt edilmeyecek bir günah bulunmadığını öğretmek istemişlerdir. Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »

Ferisi ve vergi görevlisi

image01 (7)( Luka İncil’i 18 : 9 – 14)

9-10Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazıkişilere İsa şu benzetmeyi anlattı: «Biri Ferisi, öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıkmış. 11Ferisi ayakta dikilip kendi kendine şöyle dua etmiş: `Tanrım, diğer insanlar gibi soyguncu, hak yiyici ve zina edici olmadığım için, hatta şu vergi görevlisi gibi olmadığım için sana şükrederim. 12Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.’

13«Vergi görevlisi ise uzakta durmuş, gözlerini göğe doğru kaldırmak bile istemiyor, ancak göğsünü döverek, `Tanrım, ben günahkâra merhamet et’ diyormuş.

14«Size şunu söyleyeyim, Ferisi’den çok, bu adam aklanmış olarak evine dönmüş. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.»

Timoteyus’a son öğütler

10-11Sen ise benim öğretimi, davranışımı, amacımı, imanımı, sabrımı, sevgimi, dayanma gücümü, çektiğim zulüm ve acıları, örneğin Antakya, Konya ve Listra’da başıma gelenleri yakından izledin. Ne zulümlere katlandım! Ama Rab beni hepsinden kurtardı. 12Mesih İsa’ya ait olup Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsi de zulüm görecek. 13Ama kötü ve sahtekâr kişiler, aldatarak ve aldanarak gittikçe daha beter olacaklar. 14-15Sen ise öğrendiğin ve güvendiğin ilkelere bağlı kal. Çünkü bunları kimlerden öğrendiğini biliyorsun. Mesih İsa’ya olan iman aracılığıyla seni bilge kılıp kurtuluşa kavuşturacak güçte olan Kutsal Yazıları da çocukluğundan beri biliyorsun. 16Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. 17Bunlar sayesinde Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olur. Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »

Αναρτήθηκε στις Ξένες γλώσσες, Türkçe’de. Ετικέτες: . Leave a Comment »

AZİZ ΕFTIMIOS

StEuthymiusTheGreatErmenistan’ın Melitini kentinde Fırat nehrine yakın bir yerde Pavlos ve Dionisia adında bir çift yaşamaktaydı. Bu çiftin çocukları olmuyordu ve bu yüzden çok üzgündüler.

Fakat ümitlerini ve Tanrı’ya güvenlerini yitirmiyerek  sıkça aziz Poliefktos kilisesine giderek Tanrı’ya onlara bir çocuk vermesi için dua ediyorlardı. Gene  bir gün dua ederlerken gördükleri bir hayal onların bir çocuk sahibi olacaklarını ve onlara büyük mutluluk getireceğini söyledi. Bunun üzerine doğacak olan çocuklarını Tanrı’ya adamaya karar verdiler .

Ve gerçektende 377 yılında Dionisia dünyaya bir erkek çocuk getirdi. Adını Eftimios koydular.

Eftimios’un babası üç yıl sonra  vefat etti ancak annesi Tanrı’ya vermiş oldukları sözü unutmadı ve çocuğu Episkopos Evtroio’ya Tanrı’ya bağışlaması için verdi. Eftimios daha küçük yaşta günahlardan kaçmaya dikkat ediyor  ve Tanrı’nın isteği doğrultusunda yaşıyordu.

Onun gelişimini takip eden Episkopos onun bu inancını gördüğü zaman onu önce diakos daha sonrada papaz yaptı. Diakos  olduğu zaman aziz henüz 28 yaşındaydı. Çok genç olmasına rağmen ağırbaşlılığı ve olgun kişiliği ile takdirleri kazanıyordu. Eftimos daha sonra  Melitinis manastırına başrahip olarak atandı. Buna rağmen Eftimos halktan ve gürültüden uzak bir yerde yaşamak istediğinden çölde bulunan Lavra Faran’a gitti. Orada bir mağarada Teoktistos adında bir rahiple beraber Tanrı yolunda yaşamaya başladı.

Aradan beş yıl geçtikten sonra iki rahip mağarayı bırakarak çöle göçtüler. Orada başka bir mağara bularak oraya yerleştiler. Orada tek yemekleri yabani otlardı… Tanrı’ya olan inançları ve bağlılıklarının ünü çölün dışına kadar taşmıştı. Eftimos bir çok mucize gösteriyordu. Aziz olduğu duyulmaya başladı. Bir çok rahip günahlarının bağışlanması için azize geliyor ondan tembih alıyor bir çoğuda onun yanında kalıyordu. Böylece daha sonra bir manastır inşa edildi ve Eftimios arkaşı olan Teoktistos’u manastıra başrahip olarak atadı. Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »

Αναρτήθηκε στις Ξένες γλώσσες, Türkçe’de. Ετικέτες: . Leave a Comment »

AZİZ ATHANASİOS’UN HAYAT HİKAYESİ

athanasiosAziz Athanasios İ.S. 297 yılında Mısır’ın İskenderiye şehrinde dünyaya geldi. Doğduğu dönemde yaşadığı bölgeye egemen olan kral Maksimianos’tu ve tam bir hristiyan düşmanıydı, ardından da Maksiminos kral oldu. Küçük yaşta, ailesi sayesinde, hristiyanlığı iyice tanıdı ve Tanrı’ya tüm kalbiyle bağlandı. Yaşı büyüdükçe yaşıtlarıyla oynamak yerine büyüklerle oturup ruhsal konuları konuşmayı tercih etti.

Aziz Athanasios bilgili bir insandı. Kutsal yazıları dikkatlice okurdu. 18 yaşına vardığında Kutsal Kitap’ın bir çok bölümünü ezbere biliyordu. O zamanlar genç Athanasios’u İskenderiye Patriği yanına çağırmıştı.

Patrik genç Athanasios’un temiz kalbini ve kişiliğini gördüğü zaman hemen onu Diyakoz yaptı. Diyakoz Athanasios o zamandan sonra sürekli Üçlü Birlik’ten bahseden kitaplar yazmaya başladı. Ayrιca putperestlerin sahtekarlığını ve yalancılığını açıklayan kitaplar da yazdı. O’nun bu kitapları sayesinde bir çok kişi yalnış yolda olduğunu anlayarak vaftiz oldu.

 

O zamanlar İskenderiye’de yeni bir tarikat ortalığı ayağa kaldırmıştı. Arion adında bencil ve kendini bilmez bir din adamı Mesih İsa’nın Tanrı olmadığını ama O’nun yalnızca Tanrı’nın yarattığı bir varlık olduğunu savunuyordu.

Halkı bu söyletisiyle kolayca kandırıyor kendisine taraftar topluyordu. Bu durum üzerine Büyük Konstantin soruna bir çözüm bulmak için hemen Ekümenik Konsil yapılmasını istedi. Böylece İ.s. 325 yılında 318 tane piskopos İznik’te toplandılar. Bunların arasında bugün aziz olarak andığımız Nikolaos, Markellos ve Spiridonas’ta bulunmaktaydı.

İskenderiye Patriği bu konsile kendisi katılamayınca diyakozu olan Athanasios’u gönderdi. Konsil başladığı zaman Arion ve taraftarları öğretilerinin sonuna kadar arkasında duracaklarını belirttiler. Bunun üzerine genç diyakoz Athanasios sözü alarak Ortodoksluğun gerçek olduğunu kanıtlayarak Arion ve taraftarlarının sahtekarlığını ortaya çıkardı. Διαβάστε τη συνέχεια του άρθρου »